Salı, Eylül 11, 2007

isimsiz

Her zamanki gibi birşeyler yazma isteği ve kafamda uçuşan fikirlerle login oldum ve cümleye nereden başlayacağımı bilemediğim için birkaç saniye durakladım. Bu duraklama anından pek hoşlanmıyorum. Yanında birisiyle dolaşırken, eski bir arkadaşa rastlayıp merhaba dedikten sonra, tanıştırmak için yanındakine dönüp, birden adını hatırlayamadığını farkettiğinde geçen o duraklama anına benzetiyorum bunu. Kahretsin, anlatacak ne kadar çok şey var, beraber kantinde kağıt oynamıştık, odtüde oyuna girmeden önce kostümleri dikerken fotoğrafımı çekmişti, bir keresinde matematik hocasının çantasını kilitlemiştik, ama anlatamıyorum, çünkü başlamak için bir isme ihtiyacım var ve o çıkmıyor bir türlü...
önümüzdeki hafta bu saatlerde, bir terslik olmazsa, annem işten çıkmış, biz anneannemi havaalanında karşılayıp eşyalarını eve bırakmış ve hep beraber şehr merkezinde buluşmuş, brasseurde bira içip tarte flambée yiyor, ya da belki bir ihtimal aynı aktiviteyi bateauxlardan birinde yapıyor olacağız. neden illa yemek, neden içmek derseniz bilmiyorum ama ben bir şehrin keyfini en güzel öyle çıkardığımı hissediyorum, "parkta piknik", "meydandaki bankta bir şişe smirnoff ice", "cafenin dışa bakan masasında bir espresso", ya da tiyatronun barında bir kadeh muscat" benzeri formatlarımdan birini yerine getirmem gerekiyor; orada yaşadığımı hissediyorum o zaman bütün ruhumla.
Ve hem turist olup hem orada yaşıyormuş gibi hissedebilmek, işte bu en güzeli benim için..

0 Comments:

Yorum Gönder

<< Home