Cumartesi, Aralık 03, 2005

Cuma sendromu


Boylesine amacsiz ve sakin gecirdigim son cuma aksamim da birazdan son bulacak ve ben kendimi yataga atacagim. Bundan sonra hicbir cuma boyle olmayacak, biliyorum. O yuzden, kosullar elverdigince bu umursamazligin, bu heyecansizligin tadini cikarmaya calisiyorum. Hos, bugun aldigim uzucu haberlerden sonra pek tadim kaldigi da soylenemez. Daha cok tirnaklarimdan tad almaya calisiyorum. (Biliyorum sevgilim, soz vermistim ama bugun beni hos gor)
Ozetle; bu sabah (oglene dogru) cep telefonumun calmasiyla zipliyorum. Ekranda, sali gunu is gorusmesine gittigim sirketin numarasi. Ilk tepkim, sesi kesmek. Cevapsiza dusuyor. Telefonun sesini hepten kapatiyorum. Komodine biraktigim telefona popomu donup yorgana sariliyorum. 3 saniye sonra dusuyor jeton, telefonu kapiyorum, isik yanip sonuyor. Balkona dogru depar atiyorum, evimde telefonun cektigi nadir koselerden. 14.30'da ikinci gorusmem var. Apar topar banyo yapip giyinip cikiyorum. Pazartesi ise baslayacagimdan emin herkes. Ama daha para konusmadik? Konusuyoruz. Daha dogrusu pazarliga oturuyoruz. Geri adim atmiyorlar. Master yapmis mezunlarin kabul ettikleri, yeni baslayanlarin calistiklari ucretlerin yaninda benim dusundugum rakam, 2 boy buyuk kaciyor. Telefonla kararimi bildirecegimi soyleyerek cikiyorum. Piyasa malum. Ve ben calismak istiyorum. Arayip bildiriyorum, pazartesi sabah 8.30'da isbasi yapiyorum...

Ve iste belki bir fincan kahveyle yarim saat daha uzatacagim, bir pazartesi aksamindan hicbir farki olmayan son cuma aksamim surup gidiyor...

Ise baslamanin sevinci ve heyecani cok surmuyor. Bir vefat haberi. Ardindan bir agir hasta... Belki benim degil, ama en yakinlarimin anneanneleri. Sarsiliyorum... Anneannesiyle yasayan biri olarak daha da eziliyor kalbim.
"Benim kizlar"in en delisi ariyor sonra. Hakkini verdigi bir ailesi, yuvasi olmadan, asla mutlu olamayacagindan; hicbir isin, yukselecegi hicbir noktanin onu, cocugunu en iyi sekilde yetistirmek, evinin duzenini kurmak, sorumluluklarini eksiksiz yerine getirmekten daha cok tatmin etmeyecegine inandigindan bahsediyor.



Daha siradisi hayaller kurmadik mi hepimiz?
Ama gercek hayatta sadelikten yana degil miyiz?

0 Comments:

Yorum Gönder

<< Home