Greenpisi ve Kaplan
Hayaller hiç bitmiyor.
Dün akşam Sash'le Pelit'te kahve içtikten sonra eve doğru yürürken kendi kendime, kısa ve uzun vadede gerçekleştirmenin beni en mutlu edeceği hayallerimi düşündüm.
Ev((im)iz))e kablosuz internet bağlantısı,
Serissa'ma kardeşler, belki hercai menekşe, anneannemin pazardan aldıkları gibi (ben küçükken balkonun iç camında küçük saksılarda bir sürü menekşe dururdu anneannemin evinde), hatta bir tane aşk merdiveni,
Üzümlerinden şarap yapacağım bana ait küçücük bir bağ.
Annemle konuştuk, sabahları ofise en erken o gittiği için, bütün gece yalnız başına sıkılan kedi anneme musallat oluyormuş, ayaklarına dolanıp masasına hopluyormuş. Anneannem kadar olmasın, annem kedilerden pek hoşlanmaz. Anneannemin nefreti ise çocukluk yıllarına dayanıyor. Anlattığına göre, küçükken misafirliğe gittikleri bir evin bahçesinde kurulu salıncakta kardeşini sallıyormuş. Kardeşi dengesini kaybedip salıncağa oturuvermiş, önceden oraya kurulmuş uyumakta olan evin kedisinin tam üzerine. Can havliyle fırlayan kedi, salıncağın ipinin anneannemin elinde olduğunu görünce onu kovalamaya başlamış. "annecim annecim" diye bağırarak bahçede turlayıp, masanın üzerine zıplayıp çorba kasesini deviren anneannemi sonunda biri kucağına alıp kedinin hışmından kurtarmış. O gün bu gündür anneannem kedileri hiç sevmez.
Aslında babamın da benzer bir hikayesi var. İzmir'de çocukluğunun geçtiği evin en yırtıcı dişi kedisi "Kaplan" (ismi bile musallat olunmayacağı işaretini veriyormuş halbuki) bir gün bir başka kediyle koklaşırken, babam ve arkadaşı bunları rahatsız etmeye başlamışlar. Bizimkiler ellerinde çomaklarla kedileri dürtükleyince Kaplan geri dönüp bir bakış fırlatmış, öyle ki babamlar çomakları sallayıp kaçmaya başlamışlar. Kaplan önce babama yaklaşmış, babam eliyle vurmaya çalışırken avucunun içini tırmalamış. Sonra dönüp öteki çocuğa saldırıp bileğini dişlerini geçirmiş. Sonuç olarak babam ve arkadaşı, kedi, kendi kedileri olmasına rağmen, kuduz aşıları olmuşlar bir güzel. Ama babam kedileri çok sever.
Dün akşam Sash'le Pelit'te kahve içtikten sonra eve doğru yürürken kendi kendime, kısa ve uzun vadede gerçekleştirmenin beni en mutlu edeceği hayallerimi düşündüm.
Ev((im)iz))e kablosuz internet bağlantısı,
Serissa'ma kardeşler, belki hercai menekşe, anneannemin pazardan aldıkları gibi (ben küçükken balkonun iç camında küçük saksılarda bir sürü menekşe dururdu anneannemin evinde), hatta bir tane aşk merdiveni,
Üzümlerinden şarap yapacağım bana ait küçücük bir bağ.
Annemle konuştuk, sabahları ofise en erken o gittiği için, bütün gece yalnız başına sıkılan kedi anneme musallat oluyormuş, ayaklarına dolanıp masasına hopluyormuş. Anneannem kadar olmasın, annem kedilerden pek hoşlanmaz. Anneannemin nefreti ise çocukluk yıllarına dayanıyor. Anlattığına göre, küçükken misafirliğe gittikleri bir evin bahçesinde kurulu salıncakta kardeşini sallıyormuş. Kardeşi dengesini kaybedip salıncağa oturuvermiş, önceden oraya kurulmuş uyumakta olan evin kedisinin tam üzerine. Can havliyle fırlayan kedi, salıncağın ipinin anneannemin elinde olduğunu görünce onu kovalamaya başlamış. "annecim annecim" diye bağırarak bahçede turlayıp, masanın üzerine zıplayıp çorba kasesini deviren anneannemi sonunda biri kucağına alıp kedinin hışmından kurtarmış. O gün bu gündür anneannem kedileri hiç sevmez.
Aslında babamın da benzer bir hikayesi var. İzmir'de çocukluğunun geçtiği evin en yırtıcı dişi kedisi "Kaplan" (ismi bile musallat olunmayacağı işaretini veriyormuş halbuki) bir gün bir başka kediyle koklaşırken, babam ve arkadaşı bunları rahatsız etmeye başlamışlar. Bizimkiler ellerinde çomaklarla kedileri dürtükleyince Kaplan geri dönüp bir bakış fırlatmış, öyle ki babamlar çomakları sallayıp kaçmaya başlamışlar. Kaplan önce babama yaklaşmış, babam eliyle vurmaya çalışırken avucunun içini tırmalamış. Sonra dönüp öteki çocuğa saldırıp bileğini dişlerini geçirmiş. Sonuç olarak babam ve arkadaşı, kedi, kendi kedileri olmasına rağmen, kuduz aşıları olmuşlar bir güzel. Ama babam kedileri çok sever.


0 Comments:
Yorum Gönder
<< Home