Pazar, Ekim 29, 2006

Cumartesi filmleri

Dün akşam uzun zamandır ilk kez bir Galatasaray maçını izlemedim. Ohh yeah! Onun yerine anneannemle yemek yedik ve Sıla'nın özel bölümünü izledik. Bu tür diziler için ne zaman ağzımı açıp "verdiği mesajlar hiç iyi değil" diyecek olsam, biri çıkıp gözlerini kocaman açarak, "sen biliyor musun ama böyle şeyler gerçekten oluyoor" diyor; teşekkür ederim... Sıla özelindeyse, yok kız ne yapsınmış, ailesi de ölmüş nereye gitsinmiş, hem kaçarsa abisini öldüreceklermiş, ben olsam ne yaparmışım... Pek güzel. O halde kalsın ve zorla evlendirildiği adamın kalbini çalmak için ona şiir okusun, aynı eski karısının yaptığı gibi, ahhh! ama onlar zaten birbirlerine ilk görüşte aşık olmuşlardı, çeşme başında, rica ederim.
Maçlarda kış saati başladığından artık "maç sonrası"na da program yapabilir olduk. Kuzenleri alıp yeni eve gittik film izlemeye. Sash inatla "Dabbe"yi koymaya çalıştı, zor engelledim. Sonunda "When a stranger calls"ta karar kıldık. Adı üstünde gerilim filmi, gerildim izlerken. Kendi gerilmemden daha da gerilip bir de "Tek gerilen ben miyim?" diye sorma gereği hissettim, tabiiki bendim. Zaten olup olacağı da o kadardı. Özetle, bir seri katil var, çocuk bakıcılarını telefonla rahatsız edip (bir an tüm film .... dilili dilili dilili ... helow? .... dilili dilili .... helooo? ... dilili dilili ... halooow? şeklinde geçecek diye korktum ama katil nefes alıp vermek dışında 3 cümle daha kurdu,
-Çocuklara baktın mı?
-Çocuklar nasıl?
-Kanını istiyorum!)
sonra da onları ve çocukları öldürüyor... (kesiyor mu biçiyor mu, neden cinayet silahı yok, adamın olayı nedir? hala bilmiyoruz) Adını öğrenmeye teşrif edemediğimiz ve yüzünü de son sahneden görebildiğimiz "Stranger"ı Tommy Flanagan, high school girl'ü de Camilla Belle canlandırıyor. Son olarak, strangerımızın, polis arabasında götürülürken kıza attığı o uzun pis bakışı, bu filmin devamı gelecek dedirtiyor insana. İzler miyiz? Dabbeden iyidir. (Kahretsin ki önyargılı bir insanım.)
İkinci filmimiz Mindhunters'dı. Bir grup FBI ajanı ıssız adada bir seri katil cinayeti çözme simülasyonuna katılır, ve sonra içlerinden birinin gerçekten ölmesiyle, simülasyonun "kahrolası bir" gerçek olduğunu farkederler. Oyuncu kadrosu da hikayeye uyumlu, başrollerden biri Cnbc-e deki dizi Coldcase'deki o tatlı sarışın kadındı. (dizide çok daha güzel) Film, Coldcase, Without a Trace ve bilimum CSI meraklısı olan "ben"im beklentilerimi oldukça iyi karşıladı. 10. dakikadan itibaren dönen "Katil kim?" yorumlarımızsa kaydetmeye değerdi.
Filmi beğenmemin nedeni belki de bu kez mantık tartışmasını bir kenara bırakıp yalnızca filmi izlememizdi, bazı şeyleri "olabilir" varsayarak. Açıkçası, şu sıralar izlediğimiz bütün filmleri "Eeeeuuu yok artık, çok mantıksız, höh bu kadar da olmaz, iyi de o öyleyse bu nasıl böyle oldu şimdi pfffttt..." gibi yorumlar yaparak izliyoruz. Mantık hatalarına kafayı takınca filmin bütün inandırıcılığı kayboluyor, sonra da keyfi kaçıyor. Tamam ben de istiyorum orijinal zekice ve tutarlı bir senaryosu olan film izlemeyi, ama cumartesi gecesi saat 3 te bu kadar entellektüel olmak bana ne kazandıracak?
Tam 3. filmimiz olan Taş Sharon'ın Temel İçgüdü 2'sine başlamıştık ki elektrikler kesildi. (Bence komşular isyan edip mahallenin trafosuna sabotaj düzenlediler. Sabahın köründe de intikam almak üzere radyoyu son ses açtılar. Nan nanı nanananaaa mecnun olamam ben...nannanı nanananaa böyle aşkı bulamam ben) Sonra da uyuduk zaten... Hem de 1 saat daha fazla.
Bugün de fenerin maçı varmış, aramızda fenerli olmamasına rağmen izlenecek tabi.
Türkcell süper lig, haftaiçi olsunn!!

0 Comments:

Yorum Gönder

<< Home