Çarşamba, Ocak 31, 2007

90 lar pöp projesi

Arkadaşlar yapmışlar. (Bakınız bakın ne yaptık ) Onlara şapka çıkarıyor, bu vesileyle de buradan Hakan Peker'e sevgilerimi gönderiyorum.
***
önlere geçelim baylar, ilerde boş yer var
biletçi diyor ki, bozuk olsun paralar
evet sayın bay, biraz öne kay,vay canına vay
manitanın arkasından çekil ha!
hey corç versene borç , olmaz maykıl bende de yok.
***
yıllar önce benim kank ve hakan peker arasında şöyle bir dialog geçer :
-hakan bey ben sizin şarkıları pek sevmiyorum ama bir şarkınız var ki çok güzel
-nedir?
-bakarken ardından gitme kal diyemedim...
-ama o benim şarkım değil
-eu

(sonradan anlaşılır ki şarkıyı zafer peker söylemektedir)

Salı, Ocak 30, 2007

rien de rien

adı neydi unuttum. kalemi eline alıp, kendini bırakıyorsun. serbest düşüş gibi bir şey. ben serbest dalış diyeyim.
Koku hafızası gibi bir şey: şarkı hafızası. bazen sözler yuvarlanıp gidiyor, bazen de insanın dudaklarından dökülüyor. ama aslında sözlerin bir önemi yok. akılda kalan tam da o şarkının hissettirdikleri. en olmayacak vur patlasın çal oynasın şarkıda kuytuya çekilip sigara içme ve uzaklara dalma hali bundan işte, somut kelimeleri sağa sola iteleyip sahneye çıkan eskimiş anılardan.
Bundan uzun zaman önceydi. bir arabadaydım. bu şarkıyı mırıldanıyordum. Daha sonradan kırıntıları bile kalmayacak bir özgüvenle damarına basıyordum, yan gözle ona bakarak. Gücüne gitti ve kaseti taypten çıkarttığı gibi pencereden dışarı attı. Şimdi aradan geçen senelerin üstüne, o sözleri ne kadar yanlış yorumladığımızı düşünüyorum. güven filan değil basbayağı korku vardı o sözlerde, korkulanın eninde sonunda başa geleceğini bilip de umursamaz davranmaya çalışma vardı.
Eninde sonunda ne olacağını o zamanlar göremiyor muyduk gerçekten, görüyorduysak neden görmemezlikten geliyorduk, 17 yaşında, dünyadaki hiçbir gerçekle yüzleşmemiş çocuklar olarak neydi bizi bu kadar kaderci yapan?

Pazartesi, Ocak 15, 2007

akşam hayalleri

şu mp3 playerın hayatıma bu kadar renk katacağını bilseydim daha önceden bir tane edinirdim. iş-ev yürüyüşlerimi "yol daha uzun olsa da ben 2 şarkı daha dinlesem" diye düşünerek geçiriyorum. Mutlu bir insan oldum çıktım. Bu gaz kaçmadan, haftasonları boğaza yürüyüşe gitmeye başlasak, sonrasında da bebek kahvede, bebek güzelleriyle kahvaltı yapsak, karnımız doyunca ikinci tur çayları söyleyip, arkaya yaslansak ve masadaki gazete yığınından birer tane seçip, konuşmadan okumaya gömülsek...
Aynı o migrostan şarap-peynir, paulden ekmek alıp bebek sahildeki çimenlerde piknik yaptığımız güneşli bahar günündeki gibi olsak...

Pazar, Ocak 14, 2007

Bana bir şeyler oluyor

Karnım ağrıyor, ellerim üşüyor, eldivenleri giyince aynı anda 5 tuşa birden basıyorum; cumartesi günümün ardından pazar günü de ofisteyim, işin kötüsü işler yine de yetişmiyor; haftalardır, aylardır görüşemediğim arkadaşlarımı özlüyorum, telefonlaşıyor ama randevulaşamıyoruz, zira herkes çok meşgul. Eskiden olsaydı bugün kesinlikle yataktan kalkamaz, akşama kadar türlü kapris yapıp homurdanır ve sonra da bütün günüm boş geçti diye kendi kendime işkence ederdim. Onun yerine uyanıp kendime ufak bir kahvaltı hazırladım, giyindim, anneannemle hafif tartıştım, sonra özür dileyip yanağından öpüp barıştım ve kulaklıkları takıp şarkı söyleye söyleye işe yürüdüm. Yo iyiyim, gerçekten çok iyiyim.
Belki daha iyisi, annemlerin tatiline katılmış olup şu an Brasseur'de tarte flambée yiyip bira içiyor olmak olabilirdi. Bir dahaki sefere :)